Yatırım 2.0
İlk yatırımlarımızı yaparken görüştüğümüz bazı girişimciler ilginç bir direnç göstermekte. Bu konuda düşünürken aşağıdaki fikirleri buldum.
Bu toprakların insanları ne yatırım görmüşler şimdiye kadar ne de stock option. En son ne zaman gördüklerini düşündüm sonra.
En son gördükleri nokta şu: 1590′lar. Daha önce, 16. yüzyılın sonuna kadar savaş edip toprak alarak ilerlerken, stok almışlar. Tımarlı Sipahi’lik sistemi aslında bir stock option sistemi. Devlet gidip yeni toprak alıyor, sonra onlara, yani savaşan sipahilerine aldığın topraktan büyük bir kısmını veriyor. (Aslında o toprağı da satmıyor, sadece vergisini toplama hakkını veriyor, yani tam manasıyla stock option)
Düşman Alman İmparatorluğu, 1590′lara kadar Osmanlı ile savaşta Tımarlı-Türk savaş sistemine karşı sürekli yenilirdi. Ta ki, 1590’ların ortasında tüfekli askerlerinin düzen içinde ateş ettiği ve yarım dakikada 3 defa ateş edebilen bir rakip makine oluşturana kadar. Bu makineye karşı cevap veremedik ve bizim Sipahi düzenli ateş eden bu makine karşısında kolayca dağılmaya, bozulmaya başladı. Ve nihayet bu tüfekli askerlerin kışla düzeninde talim yapması gerektiğinden, Avrupa’da yeni bir tür organizasyon yapılması gerekti. Merkezi bir organizasyon. Avrupa orduları atalarımıza karşı 1600’lerde matematiksel kurallarla talim yapan ve birlikte senkronize ateş edebilen düzenli ordular oluşturabildiler. Sonra bu yapı yüzlerce yıllık evrimle bugünkü Corporation haline geldi.
Kısa zamanda Tımarlı Sipahi sistemi hiç çalışmaz oldu. Artık stok opsiyonunun, yani yeni topraklardan pay almanın yolu kapanmıştı. Merkezi kışlaya toplanan Avrupa’lı, toprağını zaten kaybetmiş ve şehire göçe zorlanmış maceraperest gençlerdi ve bunlar kralların ordularında maaşlı profesyonel asker oldular. Oysa Tımarlı Sipahi, savaş olduğunda çağırılırdı ve de cihat cenklerinde Padişah’ın hissedarıydı. Bu düzen bozulunca Sipahiler Anadolu’ya dağılıp başıboş kaldılar ve arıza çıkardılar, isyan ettiler (Celali isyanları). Ve de ondan sonra bir daha toprak alarak büyüyemedik. 1600′larda sadece durumu koruduk, 1699′dan itibaren de hep toprak kaybettik. Ta ki 1920′ye kadar.
Maya fonumuzla yapmaya kalkıştığımız, 1600′lardan beri ülkemizde ilk defa olan bir hadise. Bu kalkışımın sonucu sanırım KOBİ denilen küçük işletmelerin büyük bir dinamizmle yeniden ekonomik savaşların yılmaz savaşçıları haline gelmeleri olacak. Yani, Sipahilerden beri ilk defa anlamlı bir vizyon ile kendilerini kurup büyütmek ve kazançtan hisse vermek isteyen bir büyük yapıya ortak edilmeleri söz konusu.
Karşılıksız para vermeyi, riskli yatırım yapmayı öğrenmek için, bunun neticesinde elde edilecek kazanç ile ilgili üzerinde anlaşılmış bir ortak vizyon gerekir. Bu ortak vizyon kısa süre içerisinde bizim ülkemizde çok sayıda akıllı KOBİ’yi görünür kılacak. Global ekonomik savaşta Türk KOBİ’leri ilk dönem Tımarlı Sipahi’leri gibi coşacaklar.
Bir önemli husus da şu: Avrupa ve ABD’de halka arz denilen yapı bir buçuk senedir çalışmaz durumda. Batı’nın halka arz sistemi çalışmamaya devam ederse, o zaman Batı Corporation’ları da aynı 1600’lerin Osmanlı’sı gibi çamura saplanır. Sürekli toprak alarak büyümek olan o zamanki paradigma nasıl yürümez olduysa şimdi de Batı’da sürekli büyüyen ekonomi paradigması sona ermekte. Sürekli ekonomi büyümeyince o zaman halka arz da, Tımarlı Sipahi’lere verilen toprak opsiyonu gibi işe yaramaz olacaktır. Ve de yeni paradigmayı kim bulursa o yeni hakim yapıları oluşturma hakkına sahip olacaktır.
Tabii bu yeni hakim yapı dediğimden, aslında tüm dünya vatandaşları için yeni bir vizyon ortaya çıkıyor olabilir. O durumda da, yeni oluşacak KOBİ’leri kollayan yapı nasıl olacaksa kesinlikle evrensel kurallarla işliyor olacaktır.
There are no comments yet, add one below.