Facebook’da Türkiye fenomeni!
Facebook’un çeşitli ülkelerde büyümesini yaklaşık 3 haftadır takip ediyorum. En hızlı büyüyen ülke olduğumuzu görmekteyim, zaten televizyonlara da haber oldu bu konu. Az önce baktığımda 1.017.000 kişiydik, yani milyonu geçmişiz.
Avrupa’da milyonun üstünde başka ingilizce ana dili olmayan ülke yok. Aslında bize en yakın olan İsveç ve tam 670 bin kişiler. Almanya 203 bin kişi ve muhtemelen bunun dörtte biri ya da fazlası yine Türkler. Çünkü Almanya sayfasına ne zaman girsem random olarak getirdiği 6 kişinden 2’si türkçe isimli oluyor.
Avrupa’daki en yüksek üyeye sahip, ingilizce ana dili olmayan ülkeler ve sayıları şöyle: Türkiye (1.018.000), İsveç (670.000), Fransa (500.000), Norveç (431.000), Finlandiya (235.000), Danimarka (148.000) İspanya (135.000), İtalya (121.000) Belçika (98.000), İsviçre (95.000), Hollanda (89.000), Yunanistan (76.000), Polonya (44.000).
Bu ülkelerdeki bilgisayar yaygınlığına oranla en yüksek katılım Türkiye’den sanıyorum. Dolayısıyla acaiplik bizim sayımızda. Normalde beklenebilecek sayı 70-80 bin olmalıydı. Acaba şu andaki yüksek sayıyı nasıl açıklayabiliriz? Network effect denilen daha fazla kullanıcı olmasının daha hızlı büyümeyi yani ivmelenmeyi sağladığı biliniyor. Ama o noktaya nasıl gelindi ve neden?
Dünyanın başka ülkelerinden ve şehirlerinden sayılar vererek bu sorunu tartışmayı okuyucuya bırakayım. ABD, Britanya ve Kanada ülke olarak değil şehir ve bölge olarak yer alıyor facebook veri tabanında o nedenle ABD’yi ülke olarak veremiyorum.
New York şehri (540.000), Londra (1.716.000), Avustralya (1.185.000), Toronto (956.000), Vancouver (553.000), Güney Afrika (445.000), Chicago (421.000)., Hindistan (291.000), Hong Kong (325.000), Yeni Zelanda (180.000), Malezya (150.000), İrlanda (132.000), Pakistan (84.000).
Ve de İngilizcenin yaygın dil olmadığı diğer ülkeler: Singapur (227.000), Mısır (230.000), Meksika (211.000), İsrail (166.000) Çin (127.000), Japonya (77.000), Brezilya (58.000), Tayvan (44.000) , G. Kore (38.000).
Sanırım bu resmi görünce facebook dünyasındaki yerimizin anormal olduğunu daha iyi anlamışsınızdır. Eğer facebook yöneticileri bu sayılara bakıp TR’nin yerini ve görünen anomaliyi farketmedilerse şaşırırım. Artık onlardan menüleri filan türkçe istemeye hakkımız var sanırım.
Yorumlar
Tunç Taylan
Türkiye’den gelen katılımın anormalliği birkaç bize özgü faktöre bağlanabilir bence.
- Tabular ve bastırılmışlık
- İnternet yayılma ivmesi ve “orta sınıflaşma”
- Yurt dışında eğitim
- Yurt dışına kaçma eğilimi
- Gurbetçiler
Detaylandırırsak:
- Tabular ve bastırılmışlık
Türkiye, 80′lerden bu yana hızlı bir parçalanma yaşıyor. Siyasi alanda kendini ifade etmek veya bir değişiklik yapmak neredeyse imkansız. Basında tekelleşme bunun bir parçası. İnternet, gerçek hayatta baskıya boyun eğmiş ve bunu kanıksamış görünen insanların buharlarını boşaltabildikleri bir alan. Tabii “sanal”laşan düşünce tarzı, insanları psikolojik yönlendirmeye daha açık hale getiriyor (bkz. K. Irak operasyonu ve uçurulan balonlar).
Kadınlar toplumsal hayata katılamadığından (”sokağa çıkan kadın fahişedir”), erkekler de duygularını ifade edemediklerinden (”belli eden erkek eşcinseldir”) böyle bir araca ihtiyaç duyar en basitinden. Tabii apartman hayatının da kuruttuğu sosyal hayatın FB üzerinden karşı cinsle tanışarak “zenginleştirilmesi” mümkün.
İnternet, insanlar için hem bir “kaçış”, hem de güvenli bir “saldırı” ortamı. Dolayısıyla aslında nevrotik bir toplu ruh halinden de bahsedilebilir. “Güven” içinde saldırı, hakaret, cinsel taciz, flört, romatik teklifler vs. vs. yapılabiliyor.
- İnternet yayılma ivmesi ve “orta sınıflaşma”
Türkiye aynı zamanda “orta sınıf adayı”, yani taşradan kente göçen, ancak tam kentli olamayan nüfusun hızla yayıldığı ve genelde sanayi yerine hizmet sektöründe istihdam edildiği bir ülke. ADSL’in yaygınlaşmasıyla lise mezunları bile en azından mesai saatlerinde İnternet’e girebiliyorlar. Bu, güçlü bir “orta sınıf olma” güdüsüyle birleşince, facebook gibi servisler “hayat tarzı” için önemli bir gösterge haline geliyor. Alışveriş merkezlerinde “piyasa yapan” gençlerin facebook fenomeninde katkısı vardır muhakkak.
- Yurt dışında eğitim
Bana ilk ulaşan FB davetleri, yurt dışında eğitim gören arkadaşlarımdan geldi. Muhtemelen onlara da yabancı arkadaşlarından ulaşmıştır. Başka ülkeler de yurt dışına öğrenci göderir, ancak en “sanayisiz”leşenlerden biri Türkiye. Dolayısıyla eğitimden dönen nitelikli işgücü, kendini mesai boyunca boş boş oturur buluyor. Buna sönük eğlence/paylaşma kültürü de eklenince, bunalan profesyonel, İnternet’e dadanıyor.
- Yurt dışına kaçma eğilimi
İnternet, “orta sınıflaşma” sürecinin daha üst katmanlarındaki “yurt dışına kaçma” eğilimini de besleyen, en azındna bağlantıları canlı tutan bir mecra. Hazıra konmacılığın yaygınlaştığı bir eğitim ve ekonomi sisteminde insanlar ülkelerinden ziyade kendilerini düşünür ve “rahat etmenin” en kolay aracı da kapağı dışarıya atmaktır. Bu eğilim Türkiye’deki hizmet sektörünün büyüklüğüyle de ilgili. Başka Doğu Avrupa ülkelerinde insanlar işçi olarak göç eder ve bunun için İnternet’e ihtiyaç duymaz. Ayrıca tüm “kaçma arzulu” orta sınıflar içinde Türkiye’yi ayıran, büyük nüfus ve müslümanlık. “Batılı” veya “Batı’da” olma arzusu, fiziksel engellere toslayınca sanal aleme daha çok uzantı veriyor.
- Gurbetçiler
Geç kapitalistleşmiş ülkeler içinde en fazla gurbetçisi olan ülke muhtemelen Türkiye’dir. Benzer ülkelerin (İran, Kore, Arjantin, Brezilya, Meksika vs.) böyle bir konumu yok. Bu sayede (özellikle taşralı) nüfusun önemli bir kesimi yoğun olarak iletişim kanallarını kullanmaya alışıyor. Aynı zamanda, her ne kadar muhafazakar görünümlü bir toplum olsa da, pragmatik nedenlerle Türkler, başka kültürlerin sunduğu olanaklara hızlı bir şekilde adapte olabiliyorlar. Bunun göstergelerinden biri de, en çok aranan “malzemenin” pornografi olması örneğin.
Tunç Taylan
Buna bir de “çocuksu ruh hali” eklenebilir…
Üretimden kaçan ve “sanal” ekonomilerle kalkınmaya çalışan ülkelerde orta sınıf daha şımarık olur doğal olarak. Dolayısıyla zaten duygusal diye kodlanan toplumsal ruh yapısı, fazla olgunlaşamayan bir çocuğun karakterlerini taşır:
- sabırsız ve kolaycı
- yönlendirmeye açık
- yoğunlaşma (konsantrasyon) özürlü
- narsist (kendini dünyanın merkezi olarak görür)
- nemfoman (haz tutkunu)
Çocuksu karakterli bir orta sınıfın da “oyun” meraklısı olması normal bence. Dolayısıyla iletişim dışında en azından kullanıcı için pratik bir işlevi olmayan FB gibi siteler, orta sınıf için cazip bir “oyuncak” işlevi de görüyor. Güçlü bir donanım gerketirmiyor ve kadınların da ilgisini çekiyor (kadınlar nerede yoğunsa Türk erkeği de orada yoğunlaşır :).
Bu sürecin benzeri, İngiltere’de 80′lerde yaşandı sanırım. O dönemde de bilgisayar oyunlarına en meraklı ülke olarak İngiltere ortaya çkıyordu. Aynı dönem, neo-liberal politikalar gereği üretimin parçalanıp azaltımasına ve yerine hizmet ve finans sektörünün şişirilmesine sahne oldu.
korhan
tesbitler sizin ise çok yerinde ve başarılı bir yazı.