<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>cetvel.org</title>
	<atom:link href="http://www.cetvel.org/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cetvel.org</link>
	<description></description>
	<pubDate>Wed, 05 May 2010 12:56:29 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Web 2.0 Konferansı</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=10</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=10#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 May 2010 12:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[web]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cetvel.org/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Dün konferansın ikinci günüydü. İlk gün workshop&#8217;lar vardı, yani daha az kişinin özelleşilmiş
konularda daha fazla para ödeyerek girdiği oturumlar yapıldı. Sonra dün ise pek çok paralel
oturumda farklı konularda konuşmacılar 50‘şer dakika konuşma yaptılar. Ayrıca bir de şirketlerin
stand&#8217;larının olduğu Expo bölümü var, katılan ﬁrmaların çalışanları gezenlere ürünlerini tanıtıyorlar.
Ben hoca klasiﬁkasyonundan hayli ucuza tüm konferansı izliyorum. Nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün konferansın ikinci günüydü. İlk gün workshop&#8217;lar vardı, yani daha az kişinin özelleşilmiş<br />
konularda daha fazla para ödeyerek girdiği oturumlar yapıldı. Sonra dün ise pek çok paralel<br />
oturumda farklı konularda konuşmacılar 50‘şer dakika konuşma yaptılar. Ayrıca bir de şirketlerin<br />
stand&#8217;larının olduğu Expo bölümü var, katılan ﬁrmaların çalışanları gezenlere ürünlerini tanıtıyorlar.<br />
Ben hoca klasiﬁkasyonundan hayli ucuza tüm konferansı izliyorum. Nasıl olduysa kimse kalkıp<br />
bana kimlik ﬁlan sormadı, herhalde sakalımın beyazı korkutuyor.:)<br />
İlk gün izlediğim Workshop, son aylarda bana en fazla lazım olan ve eksik olan bir eğitimi verdi ve<br />
adeta beni tamamlamış gibi oldu. &#8220;Lean startups&#8221; başlıklı bir konu vardır, Eric Ries denilen ve aynı<br />
zamanda IMVU&#8217;nun kurucularından olan (CTO imiş) süper geyikçi bir eleman konuştu durdu.<br />
Bu lean start-up denilen mevzunun uzantısı da lean investment. O konuda çalışan bir iki meşhur fon<br />
sahibi de gelip Panel&#8217;de konuştu (Josh Kopelman en mühimiydi). Mehtap Özkan&#8217;ın &#8220;Ortaçağ<br />
Karanlığı&#8221; dediği bir husus vardı Amerika&#8217;daki venture capital camiasıyla ilgili, o panelde<br />
Mehtap&#8217;ın tam olarak neyi kastettiğini anladım. Bizim çıkaracağımız işe onlar da aval aval<br />
bakacaklar buna dün emin oldum. Ben yatırım isteme bu adamların karşısına gitmiş olsaydım, bana<br />
değil Yoğurtistan’ı, “Yo” bile yaptırmazlardı. Zaten “Yo” da kimseye bir şey ifade etmezdi.<br />
Demem o ki, Silikon Vadisinde inovasyon yapılır şeklinde bir inancınız varsa bundan sonra şüpheye<br />
düşmekte serbestsiniz. Ben o adamları dinledikten sonra yeni modellerin oradan nasıl çıkacağını<br />
anlayamadım. Kopelman dedi ki, “bize girişimci 30 değişkenli business plan’la gelirse, onu 3-4<br />
değişkene indirtiriz, yoksa para vermeyiz”. Afferim. O zaman siz anca Yo yaparsınız, sonra da exit<br />
structure (halka arz mekanizması) çalışmıyor artık diye dövünürsünüz.<br />
Yolumuz çok aydınlık. İkinci gün sabahı &#8220;HTML5 vs. Flash&#8221; diye bir sunum oldu. Sunan Eric<br />
Meyer diye bir meşhur web programcısıydı. Sunumunda şunu söyledi:<br />
- &#8220;Birisi çıkıp açık web&#8217;de Flash uygulamaları uzerinden iPhone App store benzeri bir monetization<br />
start-up&#8217;ı kurmalı&#8221; dedi. Ve de “%20 hisse alsa Apple&#8217;in store&#8217;unu batırırdı, ben örneğin, gider oraya<br />
ürün programlardım” dedi. Sonra da: &#8220;belki de aranızdan birinin böyle bir planı vardı ve ben şimdi<br />
söyleyip işini berbat ettim&#8221; dedi iyi mi! Konuşması bitince ben de adama gidip &#8220;yok yok berbat<br />
etmedin, o iş o kadar kolay olsa Steve Jobs da yapardı&#8221; dedim.<br />
Kayda değer bir konferans olmaktan çıkmış Web 2.0. Akşama kadar Paul Bucheit ile konuşacaklar<br />
diye bekledim. Bu adam FriendFeed&#8217;i kuran, daha önce de Google çalışanıyken gmail&#8217;i yazan adam.<br />
Şimdi ise Facebook&#8217;da ve son Facebook iyileşmelerinden bu ve FF ortağı Bret Taylor sorumlu, bu<br />
bilinen bir şey. Soruları soran kadın o kadar saçmaladı ki Paul Bucheit bize down sendromlu gibi<br />
göründü.<br />
Halbuki sorsana Paul&#8217;e, &#8220;google ile facebook kültürleri ne şekilde farklı&#8221; di mi. Yok, ne bileyim, “<br />
ne oldu da facebook google&#8217;dan sizin gibi adamları çalabilir hale geldi, bunun nedeni ne” diye.<br />
Tonla soru var sorulabilecek, moderatör kadın ise çok berbattı.<br />
Çok kötü 3 konuşmacıdan sonra en sonda biraz içimi açan bir sunum oldu: Smule diye bir iPhone<br />
App şirketi demo yaptı. İlginç bir ürünleri var, iPhone&#8217;u üﬂemeli bir müzik enstrumanı haline<br />
getirmişler. Epey de app satmışlar bugüne kadar. Global olarak müzik yapma deneyimleri de olmuş,<br />
onların videosunu ﬁlan izledik. Bu da olmasaydı paramızı isteriz diye bağıracaktı millet.<br />
Genel olarak Amerika&#8217;daki krizden olsa gerek, bu Web 2.0 konferansı ve expo’su çok sönük ve<br />
tatsız. İnsanlar birbirleriyle konuşmuyorlar, neşesizler. Çıkış bulamıyorlar. Ben elimizde olanı artık<br />
kimseye anlatmak istemiyorum, çok moralleri bozuluyor yoksa. Artık Ortaçağ Karanlığı ile<br />
mücadelemizi Yoğurtistan ürünümüzle yapacağız. Konuşmayı biz değil o yapacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=10</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Paradigma Kayması</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=9</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=9#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 15:20:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cetvel.org/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Şu anda dünya internetinde bir paradigma kayması yaşanıyor.
Form tabanlı internetten daha farklı, daha gündelik referanslara yakın bir arabirime doğru kayma görülüyor. Bu kaymayı, Second Life sanal dünyası çok görünür kıldı. Kendi özellikleri nedeniyle, SL gerçek anlamda global olarak yaygınlaşabilecek bir yapı değil. SL, sanatsal bir kendini ifade etme aracı ve ortamı. Bu kendini ifade etme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şu anda dünya internetinde bir paradigma kayması yaşanıyor.</p>
<p>Form tabanlı internetten daha farklı, daha gündelik referanslara yakın bir arabirime doğru kayma görülüyor. Bu kaymayı, Second Life sanal dünyası çok görünür kıldı. Kendi özellikleri nedeniyle, SL gerçek anlamda global olarak yaygınlaşabilecek bir yapı değil. SL, sanatsal bir kendini ifade etme aracı ve ortamı. Bu kendini ifade etme amaçlı sanal dünyayı kullanması ve orada barınması oldukça güç. Ancak çok dirayetli sanatçı adayları bunu başarabiliyorlar, eksik kalan taraflarını ise parasıyla servis alarak kapatıyorlar. Biz bu kaymada insanların aklına gelen ancak SLʼnin karşılayamadığı özellikleri Flashʼlı ve 3D bir ortamın içinde karşılamaya çalışacağız. Bir anlamda bizim yapacağımız sanal kent ve yapı ne  tam Web 2.0ʼın, ne de 3D online oyunların uzantısı olmaktadır. Bu 3D görsellik içine Web 2.0 dünyasından araçları entegre ediyor olacağız.</p>
<p>Burada, bize üye olacak olan kişilerin, world of warcraftʼtaki gibi questʼleri olmayacak. Onun yerine bu dünyanın mantığına uygun şekilde, kendisine arkadaşlar bulabilecek, işletme açabilecek, sosyalleşecek, oyun oynayabilecek ve para kazanabilecek. Amacımız, şu andaki form tabanlı webʼde kolay yapılan şeyleri zorlaştırmak değil: Örneğin birini ya da bir şeyi aramak için kişi mekan mekan dolaşmak zorunda kalmamalı. Ancak, gerçek dünyada karşılıklı ve beraber yapılabilecek şeyleri de avatarları vasıtasıyla ve animasyonların yeteneklerini zorlayarak yapmalarını beklemekteyiz. Yapmaya çalıştığımız şeyin talebinin olduğunu biliyoruz, sadece o talebe gerçekten uygun ve kolay arabirimin ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Temmuz sonu versiyon 0.9 (Alfa versiyon) hazırlandığında, potansiyel iş ortaklarımıza, firmalara ve kendini göstermek isteyen isimsiz yeteneklere, Yoğurtistan ile nasıl bir “stratejik ortaklık platformu” kurabileceklerini göstermiş olacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=9</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yatırım 2.0</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=8</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=8#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 15:17:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<category><![CDATA[tarih]]></category>

		<category><![CDATA[web]]></category>

		<category><![CDATA[yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cetvel.org/?p=8</guid>
		<description><![CDATA[

İlk yatırımlarımızı yaparken görüştüğümüz bazı girişimciler ilginç bir direnç göstermekte. Bu konuda düşünürken aşağıdaki fikirleri buldum.
Bu toprakların insanları ne yatırım görmüşler şimdiye kadar ne de stock option. En son ne zaman gördüklerini düşündüm sonra.
En son gördükleri nokta şu: 1590′lar. Daha önce, 16. yüzyılın sonuna kadar savaş edip toprak alarak ilerlerken, stok almışlar. Tımarlı Sipahi’lik sistemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post-85" class="post hentry category-blog">
<div class="entry">
<p>İlk yatırımlarımızı yaparken görüştüğümüz bazı girişimciler ilginç bir direnç göstermekte. Bu konuda düşünürken aşağıdaki fikirleri buldum.</p>
<p>Bu toprakların insanları ne yatırım görmüşler şimdiye kadar ne de stock option. En son ne zaman gördüklerini düşündüm sonra.</p>
<p>En son gördükleri nokta şu: 1590′lar. Daha önce, 16. yüzyılın sonuna kadar savaş edip toprak alarak ilerlerken, stok almışlar. Tımarlı Sipahi’lik sistemi aslında bir stock option sistemi. Devlet gidip yeni toprak alıyor, sonra onlara, yani savaşan sipahilerine  aldığın topraktan büyük bir kısmını veriyor. (Aslında o toprağı da satmıyor, sadece vergisini toplama hakkını veriyor, yani tam manasıyla stock option)</p>
<p>Düşman Alman İmparatorluğu, 1590′lara kadar Osmanlı ile savaşta Tımarlı-Türk savaş sistemine karşı sürekli yenilirdi. Ta ki, 1590’ların ortasında tüfekli askerlerinin düzen içinde ateş ettiği ve yarım dakikada 3 defa ateş edebilen bir rakip makine oluşturana kadar. Bu makineye karşı cevap veremedik ve bizim Sipahi düzenli ateş eden bu makine karşısında kolayca dağılmaya, bozulmaya başladı. Ve nihayet bu tüfekli askerlerin kışla düzeninde talim yapması gerektiğinden, Avrupa’da yeni bir tür organizasyon yapılması gerekti. Merkezi bir organizasyon. Avrupa orduları atalarımıza karşı 1600’lerde matematiksel kurallarla talim yapan ve birlikte senkronize ateş edebilen düzenli ordular oluşturabildiler. Sonra bu yapı yüzlerce yıllık evrimle bugünkü Corporation haline geldi.</p>
<p>Kısa zamanda Tımarlı Sipahi sistemi hiç çalışmaz oldu. Artık stok opsiyonunun, yani yeni topraklardan pay almanın yolu kapanmıştı. Merkezi kışlaya toplanan Avrupa’lı, toprağını zaten kaybetmiş ve şehire göçe zorlanmış maceraperest gençlerdi ve bunlar kralların ordularında maaşlı profesyonel asker oldular. Oysa Tımarlı Sipahi,  savaş olduğunda çağırılırdı ve de cihat cenklerinde Padişah’ın hissedarıydı. Bu düzen bozulunca Sipahiler Anadolu’ya dağılıp başıboş kaldılar ve arıza çıkardılar, isyan ettiler (Celali isyanları). Ve de ondan sonra bir daha toprak alarak büyüyemedik. 1600′larda sadece durumu koruduk, 1699′dan itibaren de hep toprak kaybettik. Ta ki 1920′ye kadar.</p>
<p>Maya fonumuzla yapmaya kalkıştığımız, 1600′lardan beri ülkemizde ilk defa olan bir hadise. Bu kalkışımın sonucu sanırım KOBİ denilen küçük işletmelerin büyük bir dinamizmle yeniden ekonomik savaşların yılmaz savaşçıları haline gelmeleri olacak. Yani, Sipahilerden beri ilk defa anlamlı bir vizyon ile kendilerini kurup büyütmek ve kazançtan hisse vermek isteyen bir büyük yapıya ortak edilmeleri söz konusu.</p>
<p>Karşılıksız para vermeyi, riskli yatırım yapmayı öğrenmek için, bunun neticesinde elde edilecek kazanç ile ilgili üzerinde anlaşılmış bir ortak vizyon gerekir. Bu ortak vizyon kısa süre içerisinde bizim ülkemizde çok sayıda akıllı KOBİ’yi görünür kılacak. Global ekonomik savaşta Türk KOBİ’leri ilk dönem Tımarlı Sipahi’leri gibi coşacaklar.</p>
<p>Bir önemli husus da şu: Avrupa ve ABD’de halka arz denilen yapı bir buçuk senedir çalışmaz durumda. Batı’nın halka arz sistemi çalışmamaya devam ederse, o zaman Batı Corporation’ları da aynı 1600’lerin Osmanlı’sı gibi çamura saplanır. Sürekli toprak alarak büyümek olan o zamanki paradigma nasıl yürümez olduysa şimdi de Batı’da sürekli büyüyen ekonomi paradigması sona ermekte. Sürekli ekonomi büyümeyince o zaman halka arz da, Tımarlı Sipahi’lere verilen toprak opsiyonu gibi işe yaramaz olacaktır. Ve de yeni paradigmayı kim bulursa o yeni hakim yapıları oluşturma hakkına sahip olacaktır.</p>
<p>Tabii bu yeni hakim yapı dediğimden, aslında tüm dünya vatandaşları için yeni bir vizyon ortaya çıkıyor olabilir. O durumda da, yeni oluşacak KOBİ’leri kollayan yapı nasıl olacaksa kesinlikle evrensel kurallarla işliyor olacaktır.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=8</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SEMANTİK WEB ÖLDÜ!</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=7</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=7#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 11:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cetvel</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cetvel.org/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[
Adını koyalım, semantik web öldü. Zaten aslında ölü doğmuştu. Okuyacağınız yazı, semantik web diye adlandırılan kavramın ne olduğunu, neden ölü doğduğunu anlatmakta. Üstelik, yine bu yazı, sonlara doğru canlı doğmuş ama kilise bahçesine terkedilip öksüz kalmış başka bir kavramı da ilk kez burada tanıtıyor ve nüfusuna geçirip isim veriyor: Memetik web.
Tim Berners Lee, 1989 yılında, yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>Adını koyalım, semantik web öldü. Zaten aslında ölü doğmuştu. Okuyacağınız yazı, semantik web diye adlandırılan kavramın ne olduğunu, neden ölü doğduğunu anlatmakta. Üstelik, yine bu yazı, sonlara doğru canlı doğmuş ama kilise bahçesine terkedilip öksüz kalmış başka bir kavramı da ilk kez burada tanıtıyor ve nüfusuna geçirip isim veriyor: Memetik web.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Tim Berners Lee, 1989 yılında, yeni yazmaya başladığı bilgisayar programının o zamandan 20 yıl sonra tüm dünyanın kullandığı ve asla vazgeçemeyeceği global bir ağ haline geleceğini düşünebilir miydi?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>World wide web, ya da kısaca www, Leeʼnin, dünyanın en ünlü ﬁzik araştırma laboratuvarı CERNʼdeki ortak bir sorunu gidermek için başlattığı mütevazi bir projeydi. Oxfordʼda ﬁzik okumuştu, ancak CERNʼde Bilgisayar sistemlerine yazılımlar geliştiren ve bakım yapan bir çeşit üst düzey teknisyen olarak çalışmaktaydı. Değişik marka ve yapıda bilgisayarlarla dolu olan bu kurumda çalışan yüzlerce araştırmacının ana problemiyle uğraşıyordu: Fizikçiler, birbirlerine yazdıkları makaleleri bilgisayar ortamında paylaşamıyor, aynı yazı üzerinde beraberce çalışamıyorlardı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>1990 yılında oluşturmaya başladığı ve sonradan dünyanın en önemli açık standardı haline gelen HTML dili, Leeʼnin 12 yıl önce çalıştığı dizgi matbaasında kullandığı yazı dizgi dili olan GTMLʼden esinlenmişti. Programladığı world wide web tarayıcısı ise hayli basitti ama CERNʼdeki ﬁzikçilerin sorununu çözmüştü. Artık herbirinin farklı işletim sistemi olan, ayrı dünyaların bilgisayarlarında HTML dili sayesinde aynı makaleye bakmak, yazı ve resim eklemek mümkün hale gelmişti.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>11 yıl ileriye sarıyoruz. Yıl 2001. Time Berners Lee, world wide web sayesinde zengin değilse de ünlü bir kişidir. Kendi evladını dünyaya armağan etmiş ve bedava yazılımının her yerde kullanılan evrensel bir standart olmasını sağlamıştır. World wide web konsorsiyumu diye bir kuruluşun oluşumunu sağlamış ve de başına geçmiştir. Şimdi yeni bir evladı olmasını düşlemektedir: Semantik Web.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu haberi ilk kez duyduğumda tüylerim diken diken olmuştu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>1992 yılında başlamış olduğum tez çalışmamı hyperlinkʼli bir global ağ üzerine yapmaya niyetlenmiş, world wide webʼin hızla gelişeceğini hissedince konuyu ve tezi 1993 başında terketmiştim. 1995 yılı başında, bu defa memʼlerle ilgilenmeye başlamış ve başladığım yeni tezde bunların world wide web üzerinde nasıl çoğaldığına ve nasıl işe yaratılabileceklerine dair bir araştırma yapmayı planlamıştım. Bu tez de kısmet değilmiş, akademiyi bırakıp iş hayatına atıldım. İşte yıllardır yakınen takibimde olan Tim Berners Lee, bu sefer de ikinci tezime çok yakın bir konuyla uğraşmayı seçmişti. Tüylerimi diken diken eden şey onun bu seçimiydi.</span></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>SEMANTİK WEB</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Biraz bilgi: Semantik, anlambilim manasına gelir. Semantik web, birbiri arasında hiçbir anlamsal ilişki kurulmamış bir data yığını olan wwwʼnin bir sonraki sürümünde, bu yığını anlamlı hale getirme projesidir. Bir sonraki sürüm dediğim, günün birinde, eğer semantik webʼi oluşturacak öğeler yaygınlaşır ve standart haline gelirse.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Webʼin altyapısını oluşturan programların kullandığı XML ve SOAP gibi teknolojiler, veri yapıları farklı olan sitelerin, birbirleri arasında iletişim kurup veri alışverişi yapabilmesini sağlamakta. Okurlarımız Web 2.0 adı verilen ve programların veri değişmeleri için standartlar içeren yapının zaten Semantik Webʼin ilk adımını oluşturduğunu düşünebilirler.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ancak Leeʼnin baştan ortaya koymuş olduğu şekliyle Semantik Web, bu teknolojilerde olmayan başka tür bir ilişkilendirmeyi önermekteydi. Örnekle anlatalım: Semantik Webʼde nihai amaç, bir makineye Japonca “kedi”ye ne dendiğini, ADSL servisinin en ucuz hangi şirketten satıldığını ya da bir kitapçıda ﬁlanca kitabın bulunup bulunmadığını sorabilmek ve cevabını almaktı. Şimdi gelinen noktada ise, bu işler ancak ayrı ayrı sayısız sitede Web 2.0 yöntemleri kullanılarak yapılabilmekte, ancak hiçbir şey otomatik ve birbirine ilişkilerle bağlı değil. Siz kalkıp webʼde bir yazılıma, birbiriyle ilişkili nesneler arasında akıllı yorum yapmayı gerektiren sorular soramıyorsunuz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Semantik Web vizyonunun çalışması bazı önemli yapısal değişikliklerin oluşmasını gerektiriyordu. Örneğin, evrensel olarak bazı kavramlar tanımlanmış ve web standartları haline gelip, yazılımlarca uygulanmış olmalıydı. E-ticaret siteleri hayli yaygın olduğundan, satışı yapılan nesnelerin kategorilerinin oluşturulması ve bunları tanımlayan familyalar düşünülmesi nisbeten kolay. Kitaplar, saatler, bilgisayarlar diye kategorileri yapıp bunları kendi içlerinde de sınıﬂandırabilirsiniz. Amazon.com şunu yapabiliyor mesela: “Bu kitabı alanlar, şu kitabı da aldılar”.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Ne var ki, iş kategorileri derinleştirmeye ve çeşitlendirmeye gelince sorunlar baş gösteriyor. Bir bilgisayara gelip de “bana moğolların en sevdiği yemeği ve tariﬁni bul” derseniz ne olacak? Bu soruyu bir bilgisayar programına sormanız durumunda bir cevap almanız imkansız. Doğru cevabı almanız ise imkansızdan da zor. Çünkü, dakika bir, bahsettiğiniz “moğollar”ın bir millet mi yoksa bir müzik grubu mu olduğunu bilgisayar nasıl bilecek?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bir gün bilgisayar bana şu cevabı verebilecek mi? “Hangi Moğollar hocam? Moğollar mı kaldı. Cahit Berkayʼın en sevdiği yemek pazı dolması ama tariﬁni vermeme gerek yok, pazının mevsimi değil”&#8230; Zor, çok zor.</span></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>SEMANTİK WEB OLMADI DATA WEB VERELİM&#8230;</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Business Week dergisi 9 Nisan 2007ʼde Tim Berners Lee ile yapılmış bir söyleşi yayınladı. Lee, orada semantik kelimesinin yanlış anlaşıldığını, aslında baştan beri kullanması gereken kelimenin “data” olması gerektiğini söyledi. Hmm!. Ben daha açık yazayım: O Business Week söyleşisi Semantik Web kavramının mezar taşı oldu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Dahası, Semantik Web aslında ölü doğmuştu. En başta farkedilmesi gereken gerçek şuydu: Günlük hayatta kullandığımız kavramlar ve kategoriler, kütüphanecilik düzeyinde bakarsak kolay anlaşılıyor, ama gündelik hayatın içinden bakarsak kategorilerin birbirleri arasındaki ilişkiler derin ve karmaşık.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Elinizi attığınız her resim, metin, şarkı ya da ﬁlm bir kültür nesnesi aslında. Her birinin içine, başına “tag” denilen etiketler yazılarak bu kültür nesneleri tanımlı hale getirilebilir. Metadata denilen bu etiketler düzenli bir şekilde her kültür nesnesine işlenseydi o zaman teorik olarak, Semantik Webʼin vizyonunda olan şeyler, bir gün akıllı programlar yardımıyla gerçekleşebilirdi. (Nenemin de sakalları olsaydı dedem olurdu).</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bir defa, metadata girilmesi, sıradan web kullanıcısı olan ölümlülere bırakılırsa yandık. Ki şu anda durum budur. Web kullanıcılarının girişini yaptığı metadataʼlar güvenmek mümkün değil. Tagʼlenen resimler, ﬁlmler, şarkılar ve Ebay malları yalan yanlış, eksik ve çarpıtılmış bilgilerle dolu. Bir de bunun üzerine millete zorla metadata yaptırmanın güçlüğü, kültürel değişkenler, kategori oluşturmanın subjektif olması gibi halleri yanyana koyduğunuzda, Semantik Webʼin işlem yapacağı nesnelerin nasıl olup da işe yarar hale getirileceği belirsiz. Ölü doğum dediğim de işin burası.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>(Metadataʼnın güvenilmezliği konusunda boing boing yazarı Cory Doctorowʼun çok güzel bir yazısı için bkz. http://www.well.com/~doctorow/metacrap.htm)</span></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><strong><span>ÖKSÜZ KALMIŞ BİR KAVRAM: MEMʼLER</span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span>Memʼler kültürel ﬁkir paketçikleridir. Kültür kelimesi ise Batı sosyal bilimcileri için “dokunma yanarsın” ile eşanlamlıdır. O nedenle memʼlere ilişilmez. Dolayısıyla bizim bakış açımızdan mem kavramı, kilise bahçesine terk edilmiş öksüz yavru durumundadır. Şimdi biraz daha detaylı bakalım memʼlere.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Matrix ﬁlminde işlenen dünya görüşü ve “Matrix mem”ʼi sanayileşmiş bir Batı ülkesinde yakaladığı etkiyi ülkemizde göstermeyebilir. Mesela muhtemelen Manisaʼlı bir manifaturacı üzerinde bu ﬁlm pek fazla etki göstermez. Aynı şekilde nazar memʼi, bizim kültürümüzde çok kuvvetli bir mem iken Avrupaʼda kendisine hiç taşıyıcı zihin bulamayabilir. Memʼlerin bu kültürel yapıları, bu güne kadar incelenmelerine ve işe yarar kılınmalarında hep engel oldu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bence Tim Berners Lee aslında işin başında memetik web demek istiyordu. Kafasındaki kavrama, ya da vizyona dikkat edilirse, anlatmak istediği şey aslında web adlı evrensel ağdan erişilen her çeşit bilginin, bütüne anlamlı bir şekilde bağlı olmasıdır. Oraya eklenen yeni bir bilgi kırıntısı başı boş bir şekilde yüzen bir data parçası olmamalı, bir ilişkiler evreni içerisinde kolayca erişilebilir ve anlamlandırılabilir olmalıydı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Bu vizyonun gerçekleşmesi için, tüm bilgi uzayına memetik bir iskelet vermek gerekir. Yani Matrix ﬁlminin içerdiği 23 temel mem, bu ﬁlmin webʼdeki bilgisine iliştirilmiş olmalıdır. Ancak, metadataʼnın sokaktaki kullanıcı tarafından oluşturulması ne kadar imkansızsa, memetik linklerin de kültür ürünlerine ve ﬁkir denizine rastgele bir şekilde eklemlenmesi o kadar imkansız. Bu durumda yapacak tek şey kalıyor: İşi bu olan mesela bin adet akıllı insan işe alınıp, onlardan belli başlı tüm kültür ürünlerinden başlayarak, birbirlerine anlamlı linklerle bağlı dev bir ilişki yumağı oluşturmaları istenebilir. Bunlar bir sene çalışırlar ve 10 milyon adet anlamlı memetik link içeren bir deniz, bir memetik mini web oluştururlar.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Mesela, Matrix ﬁlminin içerdiği tüm öğeler memetik olarak ﬁlmin metadataʼsına bu özel ekipçe işlenir. Buna Japon manga kültüründeki benzer ﬁlmler eklenir, çizgi romanlar, yani Matrix ﬁlminin arakladığı her türlü kaynak da buna linklenir. Sonra Neuromancer, Snow Crash gibi edebi eserler, Mirror Worlds gibi romanlar vb. bunlar da ﬁlmdeki memʼlerin kaynağı olarak bağlantılanır. Yani içerik ilmek ilmek işlenerek Matrix ﬁlminin etrafında bir memetik yumak oluşturulur. Bu işlem ortak kültür havuzundaki binlerce kavram, yazı, ﬁlm, resim, oyun vb. için yapılır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Temel kültürel-memetik bir iskeleti ortaya çıkarmak devasa bir iş elbette. Ancak bunu yapan ilk kuruluşun belli bir zaman sonra elinde olacak mem uzayı çok kıymetli hale gelecektir. Bu ilk memetik yumak, bir noktadan sonra Wikipedia mantığında kullanıcılara açılır ve onlardan buraya aynı şekilde eklemeler yapmaları, ve de konulmuş linkleri puanlamaları istenir. Kaos içeren başlangıçtaki zor kısım, örgütlü bin mem bağlayıcısı tarafından atlatılmış olduğu için artık memetik webʼin büyümesi bundan sonra daha kolay olacaktır. Tabii bu kalkışımın sonuçlarının ilginç olduğu herkesçe görülmeye başladıysa.</span></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><span>SONUÇ: </span></p>
<p class="MsoNormal"><span>Semantik web öldü,bu gerçeği kavramın yaratıcısı itiraf etmiş. Burada bu tesbit yapıldıktan sonra ilk defa yazıya geçirilmiş uçuk ve yeni bir ﬁkir de huzurunuzda adlandırılıp varlığa büründürüldü. Artık memetik web ﬁkrinin kendi hayatı başladı. Bu ﬁkir akıllara yatarsa yaşamaya, beyinlerde yer ederek çoğalmaya başlayacak, büyüyüp adam olacak.</span></p>
<p><!--EndFragment--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=7</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Özgüven Eksikliği</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=6</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=6#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2008 16:21:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cetvel.org/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Bir dünya markası var mı Türkiye’den çıkma? Dünyada Galatasaray dışında bilinen markamız var mı? Yoğurt var ama onun Türkçe kökeni olduğunu bilen yok. Döner Kebap var, lokum var, bir de dansöz. Sonuncusunun bizle alakası da yok aslında.
Bir Türk firması olsun ki, Sony gibi, Samsung  gibi, Nokia gibi, Skype gibi bilinir olsun, özgün teknolojik ürünleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir dünya markası var mı Türkiye’den çıkma? Dünyada Galatasaray dışında bilinen markamız var mı? Yoğurt var ama onun Türkçe kökeni olduğunu bilen yok. Döner Kebap var, lokum var, bir de dansöz. Sonuncusunun bizle alakası da yok aslında.</p>
<p>Bir Türk firması olsun ki, Sony gibi, Samsung  gibi, Nokia gibi, Skype gibi bilinir olsun, özgün teknolojik ürünleri  dünyada kullanılıyor olsun. Var mı bir örnek? Ben bilmiyorum, bildiğiniz  varsa, isimlerini beklerim.</p>
<p>İşte bu olmayan Türk firmasının neden  olmadığını konuşalım. Başka bir yazıda bunun olmama sebeplerinden birinin  “mantıksız adam”ın sahne almamış olması olabileceğine  değinmiştim.</p>
<p>Şimdi başka bir nedene bakalım. Özgüven eksikliği önemli bir  neden. Bir girişimci, iki boyutta özgüven eksikliği yaşar:</p>
<p>1- Kişisel  boyutta: kişi kendi hayatında ayağına dolanan konuları kesip atamamıştır.  Bunların neler olduğuna girmeyeceğim, çünkü herkesin ayağına başka şeyler  dolanır. Kişinin o dolanan ile ilgili kendi hayatında çalışma yapmış  olmaklığı lazımdır.</p>
<p>2- Ulusal boyutta: memlekette özgüven eksikliği  vardır. Herkes başkasından bekler dünya çapında işi, önünde örnek yoktur  kişinin. Bir abi yoktur elden tutacak. Vehbi Bey’in anılarına bakarsın, aa,  onun da ayağına dolananları görürsün, oradalardır. İsmet İnönü 1973’de  ölmeden az evvel, Vehbi Bey’den uçak motoru yapmamızı talep eder (Can  Dündar’ın yayına hazırladığı Vehbi Koç II kitabından). Yani mümkünse&#8230;  Mümkün değildir der öteki, biz 300 ile giden uçağı yapana kadar yabancı 900  ile gidenini yapar zaten.</p>
<p>Bu anlayışla hiç bir şey yapmak mümkün  değildir ki. Her zaman ilk başlayan 300’dedir, kendisinden önce başlayan da  900’de. Hyundai de ilk arabasına Ford motoru koymuştu, hem de Anadol’dan  daha sonra. Şimdi Anadol yok Hyundai var, hem de ülkemizde fabrikası  ile. Nasıl yararız bu fasit daireyi? Mantıksız adam, absürd istek elinde çıkagelir. (Mantıksız adam ile zilzurna deliyi birbirine karıştırma problemi de var bu arada konuşmamız gereken)</p>
<p>Bizim iyi insanlarımız  var, yabancı ülkelerde, oraların ekonomisi ve şartları içinde başarılı  olmuşlardır. Onlar da çıkış yeri olarak buralıdır. Buradan gitmedir. Hamit  Altıntop değillerdir, Nihat Kahveci’dirler. Onlara başka yazı lazımdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=6</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mantıksız Adam</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=5</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=5#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 08:48:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cetvel.org/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[“All progress depends on the unreasonable man”. George Bernard Shaw 1903.
Yukarıdaki cümle bugün elime geçen Pixar adlı kitaptan. Bu kitabın en başında yapılan  alıntı ile “mantıksız adam”ın önemi vurgulanmış: “Her türlü ilerleme mantıksız adamın  marifetidir”.
Şu Euro 2008 günlerinde bunu örneklendirmek ne kadar da kolay! Milli takımımızın son  dakikalarda tekrarlayıp durduğu arayı kapatma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“All progress depends on the unreasonable man”. George Bernard Shaw 1903.</p>
<p>Yukarıdaki cümle bugün elime geçen Pixar adlı kitaptan. Bu kitabın en başında yapılan  alıntı ile “mantıksız adam”ın önemi vurgulanmış: “Her türlü ilerleme mantıksız adamın  marifetidir”.</p>
<p>Şu Euro 2008 günlerinde bunu örneklendirmek ne kadar da kolay! Milli takımımızın son  dakikalarda tekrarlayıp durduğu arayı kapatma ve yenme mücadelesi mantıklı adamın  yapacağı şey midir?</p>
<p>Ah bilseniz ülkemizin sanayi konusunda ne kadar geri kalmış olduğunu, ne denli mantıksız  işler yapılıp beklendiğini, ve de tüm bu saçmalıkların mantıklı olmak, rasyonel olmak adına  yapıldığını.</p>
<p>Halbuki aslında sanayi ve teknoloji hamlelerinde geriye düşmüş olmamızın, sanayi  maçının son dakikalarına 2-0 yenik girmemizin sebepleri ne kadar  ortada: Rasyonel olma  adına korkaklık etmek.</p>
<p>2006 dünya kupası elemelerinde İsviçreʼye karşı İstanbulʼda 4-2 öndeyiz. Bir gol daha  atsak finallerdeyiz. Maçın bitmesine 4-5 dakika var ve futbolcularımız havlu atıyorlar.  Attılar, oradaydım gözümle gördüm. Hepimize, tüm stada havlu attırdılar. Hepimiz maç  bitmeden dışarı çıkma gayretine girdik. İnançlarımızı kaybettik, 50.000 kişi.</p>
<p>Peki şimdi, Euro 2008ʼde oynadığımız 3 maçı, İsviçre, Çekya ve Hırvatistan maçlarını  izlemiş olsaydık aynı 50 bin artı 11 kişi. O zaman da aynı mı davranırdık?</p>
<p>Bir tane, evet bir tane iyi örnek olunca herşey değişiyor. Bir kişi, evet bir kişi kabul  etmeyince herşey değişiyor. O bir kişi, ki işte o “mantıksız adam”dır, o tüm bunlara  katlanamayan adamdır. Bilmiyorum bizim takımda o zaman olmayan, yeni eklenen Arda  mıdır şimdi o, yoksa başka biri mi? Ama inanın bana bu bir kişinin işidir. Onu bulmamız ve  değerini anlamamız gerekir. O kişi herkesi, önce kendi takımını sonra da tüm stadı  değiştirir. Herşeyi o bir kişinin direnci ve mantıksız isteği değiştirir, rakip takımı yere serer.  Rakiplere bu tanrının işi dedirtir.</p>
<p>Lütfen her yaptığınız işe artık bu şekilde bakmaya çalışın. Bakın bakalım bir proje, bir maç,  bir şirket, bir bina &#8230; bir çalışma zora girince mantıksız biri çıkıyor mu ortaya. Türkiye  olarak artık bu mantıksız adamı tanıyalım, anlayalım, konuşalım. Çünkü ona inanmamaya  hazır 50.000 artı 10 kişi hemen oracıkta hazır bekliyor.</p>
<p>Ülkemiz motor yapamadıysa, uçak yapamadıysa bu güne dek, bir Sony, bir Samsung,  Hyundai, Nokia üretemediyse, mantıksız adamın eksikliğine vermeyeyim de ne yapayım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=5</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook&#8217;da Türkiye fenomeni!</title>
		<link>http://www.cetvel.org/?p=1</link>
		<comments>http://www.cetvel.org/?p=1#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Oct 2007 14:11:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[internet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://local.blog.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Facebook&#8217;un çeşitli ülkelerde büyümesini yaklaşık 3 haftadır takip ediyorum. En hızlı büyüyen ülke olduğumuzu görmekteyim, zaten televizyonlara da haber oldu bu konu. Az önce baktığımda 1.017.000 kişiydik, yani milyonu geçmişiz.
Avrupa&#8217;da milyonun üstünde başka ingilizce ana dili olmayan ülke yok. Aslında bize en yakın olan İsveç ve tam 670 bin kişiler. Almanya 203 bin kişi ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook&#8217;un çeşitli ülkelerde büyümesini yaklaşık 3 haftadır takip ediyorum. En hızlı büyüyen ülke olduğumuzu görmekteyim, zaten televizyonlara da haber oldu bu konu. Az önce baktığımda 1.017.000 kişiydik, yani milyonu geçmişiz.</p>
<p>Avrupa&#8217;da milyonun üstünde başka ingilizce ana dili olmayan ülke yok. Aslında bize en yakın olan İsveç ve tam 670 bin kişiler. Almanya 203 bin kişi ve muhtemelen bunun dörtte biri ya da fazlası yine Türkler. Çünkü Almanya sayfasına ne zaman girsem random olarak getirdiği 6 kişinden 2&#8217;si türkçe isimli oluyor.</p>
<p>Avrupa&#8217;daki en yüksek üyeye sahip, ingilizce ana dili olmayan ülkeler ve sayıları şöyle:  Türkiye (1.018.000), İsveç (670.000), Fransa (500.000), Norveç (431.000), Finlandiya (235.000),  Danimarka (148.000) İspanya (135.000), İtalya (121.000) Belçika (98.000), İsviçre (95.000), Hollanda (89.000), Yunanistan (76.000), Polonya (44.000).</p>
<p>Bu ülkelerdeki bilgisayar yaygınlığına oranla en yüksek katılım Türkiye&#8217;den sanıyorum. Dolayısıyla acaiplik bizim sayımızda. Normalde beklenebilecek sayı 70-80 bin olmalıydı. Acaba şu andaki yüksek sayıyı nasıl açıklayabiliriz?  Network effect denilen daha fazla kullanıcı olmasının daha hızlı büyümeyi yani ivmelenmeyi sağladığı biliniyor. Ama o noktaya nasıl gelindi ve neden?</p>
<p>Dünyanın başka ülkelerinden ve şehirlerinden sayılar vererek bu sorunu tartışmayı okuyucuya bırakayım. ABD, Britanya ve Kanada ülke olarak değil şehir ve bölge olarak yer alıyor facebook veri tabanında o nedenle ABD&#8217;yi ülke olarak veremiyorum.</p>
<p>New York şehri (540.000), Londra (1.716.000), Avustralya (1.185.000),  Toronto (956.000), Vancouver (553.000), Güney Afrika (445.000), Chicago (421.000)., Hindistan (291.000), Hong Kong (325.000), Yeni Zelanda (180.000), Malezya (150.000), İrlanda (132.000), Pakistan (84.000).</p>
<p>Ve de İngilizcenin yaygın dil olmadığı diğer ülkeler: Singapur (227.000), Mısır (230.000),  Meksika (211.000), İsrail (166.000) Çin (127.000), Japonya (77.000), Brezilya (58.000), Tayvan (44.000) , G. Kore (38.000).</p>
<p>Sanırım bu resmi görünce facebook dünyasındaki yerimizin anormal olduğunu daha iyi anlamışsınızdır. Eğer facebook yöneticileri bu sayılara bakıp TR&#8217;nin yerini ve görünen anomaliyi farketmedilerse şaşırırım. Artık onlardan menüleri filan türkçe istemeye hakkımız var sanırım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cetvel.org/?feed=rss2&amp;p=1</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
